Blog

Allerji mi? Farkındayım… Biliyorum…

Bahar geliyor.. Baharla beraber allerjik hastalıkların görülme sıklıkları da artıyor. Bu dönemde alerjiye neden olan etkenleri bilmek ve önlem almakla allerji gelişimleri önlenebilir hem de çok kısa sürede iyileşmesi sağlanabilir. Çocuklarda en sık görülen alerjiler astım, saman nezlesi, egzama, besin allerjileri, ilaç ve böcek allerjileridir.
1)Peki kimlerde en sık görülür? neye bağlıdır?:

Aile öyküsü en önemli risk faktörlerindendir. Ebeveynlerden biri veya ikisinde allerjik hastalık görülmesi ile riski artmaktadır. Bu da genetik yatkınlığın rol oynadığını göstermektedir.

✔️Gelişmiş ülke veya şehirde yaşamak bir risk olup ve özellikle egzemalarda soğuk iklimli bölgelerde risk artmaktadır.

✔️Bayanlarda erkeklere göre risk fazladır.

✔️Geç yaşta çocuk doğuran annelerin çocuklarında risk fazladır.

✔️Hamilelikte kullanılan sigara allerji riskini arttırdığını gösteren çalışmalar fazladır.

Atopik dermatit çocukluk çağında en sık görülen deri hastalıklarından biridir. Tüm dünyada yaklaşık %10-20 oranında görülmekte ve sıklıkla yaşamın ilk yılındadır. Çoğu ilk 5 yaşından önce dir (%90). Ciltte özellikle yüz, baş,boyun ve eklemlerin dış yüzünde görülen kuruluk, hassasiyet ve kızarıklık ile kendini gösterir. Tekrarlama eğilimindedir. Uzayan durumlarda ciltte kalınlaşma ve kronik enfeksiyonlara yol açabilir. Görülme yerinden bağımsız en sık belirtisi kaşıntı olup, uyku bozukluğu, ciltte kanamalara, huzursuzluğa yol açabilmektedir. Hatta kaşıma ciddi cilt enfeksiyonlara yol açabilir.

2)Beslenmenin ve gıdaların allerji ile ilgisi nedir? Bazı besinler atopik dermatite yol açar mı?

Gıdalar besin alerjilerine yol açar fakat egzemaya yol açmaz. Ama bazı çalışmalar gösteriyor ki besin allerjileri var olan egzemayı daha da ağırlaştırabilir. Egzeması olan çocukların sıklıkla bazı gıdalara da allerjileri olabilmektedir. Bu besinlerden süt, yoğurt,peynir, ceviz, fındık ve kabuklu deniz ürünleri en sık görülenlerdir.

Yapılan bazı çalışmalarda allerjik çocuklarda düşük vitamin D düzeyleri görülmüş. D vitamini bağışıklık sisteminin önemli bir parçasıdır. Özellikle egzemalı hastalarda bağışıklık sistemi ve cilt bariyeri düzgün çalışmamaktadır. Ayrıca düşük vitamin D düzeyi ile daha şiddetli allerji şikayetleri görülmektedir.

3)Tedavi ve önlem nasıl olmaktadır?

Allerjik hastalıkların kesin bir tedavisi yoktur. Ancak alınacak önlemler ve etkeni ortadan kaldırmak ile hastalığı kontrol altına alabiliriz.

1.Etkeni ortadan kaldırmak

Eğer bir alerjiden şüpheleniyorsak tanı koymak için yapılacak cilt testleri ve kan testleri yeterli olmayacaktır. En önemli yaklaşım etkeni ortadan kaldırmaktır. Etken kalkınca şikayetlerde dramatik olarak düzeliyor ise allerji var diyebiliriz. Özellikle besin alerjilerinde emin olmadığınız besini diyetten çıkarmak doğru bir yaklaşım değildir özellikle büyüme çağındaki bir çocukta. Eğer bir inek sütü allerjisinden bahsediyor isek allerjiden emin olduğumuzda besini diyetten uzaklaştırıken mutlaka çocuğun kalsiyum desteğini sağlamalıyız. Bu durumda beslenme yetersizliği oluşmaması için çocuklar mutlaka yakından izlenmelidir.

Bu tür çocuklarda destek vitamin D verilmelidir. Hatta hamile bayanlara D vitamini desteği vermek ile çocukluk çağında bu tür cilt problemleri de engellenebilir. İlk 6 ayda mümkünse sadece anne sütü ile beslemek alerjileri önlemede çok önemlidir. Sadece anne sütü alanlarda almayanlara göre 10 kat daha az görülmektedir.

2. Özellikle egzemalarda Cildi sakinleştirmek, ağrıyı ve kaşıntıyı engellemek ve Cildin kalınlaşmasını engellemek

3. Duygusal stresi azaltmak

4.Enfeksiyonları engellemek. Çok sık ve gereksiz antibiyotik kullanımı da alerjilere neden olabilmektedir.

5. Ebeveynlerin aşırı titiz ve sürekli steril bir ortam oluşturmak yerine kararında mikroplarla karşılaşmaları önerilmektedir.

6. Özellikle yaz aylarında bol sıvı özellikle su tüketimleri arttırılmalıdır. Alerjiye sebep olabilecek hazır gıdalar ve dondurulmuş gıdalar yerine taze sebze ve meyve tüketimini arttırmak.

7. Özellikle egzemalarda cildi bol bol nemlendirmek ve yünlü, sentetik giyeceklerden uzak durmak. Özellikle kullandığımız deterjan, şampuanlar bile bu dönemde çok önemli olmakta parfümsüz ürünler tercih edilmelidir.

8. Çoçuğunuzda uzayan öksürük, burun akıntısı ve hapşırıp var ise enfeksiyon yanında allerji olabileceği de akla gelmeli ve mutlaka doktor görmelidir.

Tedavi planında mutlaka medikal tedavi, allerjik besinin diyetten çıkarılması, cilt bakımı ve hayat biçimi değişikleri olmalıdır. Özellikle diyet, cilt bakımı ve hayat biçim değişiklikleri ile alevlenmelerde önlenebilir.

Yapılan çalışmalar gösteriyor ki erken yaşta ortaya çıkan alerjilerin zamanla azalma gösterdiği hatta tamamen geçebilmektedir. 🙋🏼👩🏼‍⚕️

Reklamlar

Kolik mi.. O da nedir?

Uzun bir aradan sonra merhaba!!

Yazacak paylaşacak o kadar çok şey var ki… Ama yoğunluktan yazmaya paylaşmaya zaman kalmıyor. Bu yazıyı yaşadığım bir olaydan sonra yazmaya karar verdim. Hiç kolik yani gaz sancısı ile karşılaşmamış bir anne bulmak inanın çok zordur. Peki bana ne oldu da bunu yazmaya kara verdim.. Bir aile ile yaşadığım bir olaydan sonra oldu.

İdrar Yolu enfeksiyonu olmuş ve tedavisini alan bir bebek düşünün. Ama sürekli olarak ağlıyor, ve beslenmesi sadece anne sütü .. Evet çok güzel kilo alıyor, tedavisini de alıyor. Somut bir problem yok , ateşi yok , hatta çekilen ultrason normal, idrar ve kaka yapması normal. Sadece ağlıyor ve sürekli stresli bir anne baba… Tabii ki benim aklıma tedavisini alan bir bebekte gaz sancısı gelir, ama aileye sebebin bu olduğunu bir türlü anlatamıyorsunuz. Hatta anneye ne yiyorsunuz hastanede diye sorunca, cevap ben hatırlamıyorum siz isterseniz yemekhaneden sorun öğrenin diye cevap alıyorsunuz :(( Ve aileye bu gaz diye ısrar edince yanıt ve tepki hiç hoş olmuyor. Ben bebeğimi bilmez miyim bu gaz değil diyor( ama annenin ilk bebeği)…

Tedavisi bir türlü tam bulunamayan kolik yani gaz sancısı nedir? Aileler için gerçekten çok büyük bir kabus olabilmektedir. Tam olarak ne olduğu bilinmeyen, haftada en az 2-3 gün, günde 3-4 saati bulan ve aşan huzursuzluk ve geçmeyen ağlama nöbetleridir. Doğumdan itibaren genellikle 10-15. Günde başlar ve 4-6 aya kadar devam edebilir. Tedavisi tam olarak yoktur ve verilen gaz ilaçları genellikle destek tedavisidir. Peki sebep nedir??

✔️Öncelikle altta bir neden olmadığından emin olmamız gerekir. Bebeğin kilo almasında bir sıkıntı olmadığından, aç kalmadığından, altta yatan bir enfeksiyon olmadığını bilmemiz gerekir.

✔️sadece anne sütü alan bir bebekte annenin yendiği ve içtiği herşey gaz yapabilir. En çok ise; çikolata, kafein, turunçgiller, şerbetli tatlılar akla gelmelidir.

✔️Devam sütü alıyor ise her devam sütü bebeğinize iyi gelmeyebilir.Bazıları gaz sancısına sebep olabilir, bazen değiştirmek gerekebilir.

✔️Bebeğiniz çok iyi kilo alıyor ama her ağladığında bu bebek aç diye siz beslemeye devam ediyorsunuz.. Mide kapasitesinden fazla beslediyseniz evet hazımsızlık ve gaz sancısı yapabilir. Düşünün siz ağır bir yemek yada fazla yemek yediğiniz zaman nasıl hissediyorsunuz???

✔️ Stresli ve yorgun bir annenin bebeği de yorgun ve huzursuzluk olabilir. Lütfen unutmayın!!! Annelere iyi bakalım ve huzurlu bir ortam oluşturalım.

✔️Ve bazende evet altta hiçbir neden yok ama huzursuz, gazlı ve ağlayan bir bebek olabilir.

Maalesef tanısı ve tedavisi de kolay olmayan bir durum🤔🤔 Tedavi demişken peki… tam tedavisi yok.. destek tedavisi önerilmektedir..

✔️Rezene çayı (tabii ki annenin tükettiği),

✔️gaz ilaçları (tam kurtarıcı olmayabilir yada önce çok iyi gelir sonra etkisi kaybolur)

✔️elektrik süpürgesi, saç kurutma Makinesi gibi sesler, beyaz gürültü (white noise) gibi uygulamalar

✔️annenin diyeti

✔️bebek masajları ve kimyonlu, acı elma yağı gibi krem yada yağlar

✔️probiyotikler

✔️bazen parasetamol ağrı kesici (AMA HİÇBİR ZAMAN MUSKAT DEĞİL)

Bu dönem çoğu ebeveynin yaşadığı bir süreç.. bu dönemde altta organik bir neden olmadığından emin olduktan sonra çocuk doktorunuz ile güçlü bir iletişim ve ona güvenmeniz ve bu durumun geçici bir dönem olduğunu bilmeniz en önemli unsur…

Lütfen bunu unutmayalımm🤗🤗 sevgilerrrr…..

Biraz da hayata dair…

Merhaba.. 2018 in bu ilk gününde yeni bir yazı ile beraberiz.. Ne yazsam diye çok düşündüm.. Size de sosyal medya aracılığı ile sordum. İnanın çok güzel konular ve fikirler geldi. Hepsini tek tek not aldım ve hepsini yazmaya çalışacağım. Bu ilk 2018 yazısının ise biraz hayata dair olmasını istedim. Sosyal medyanın hayatımızdaki yeri, moda ve biraz da makyaj olsun istedim.

İlk sorum size.. Kim sevmez alışverişi, yeni çıkan ürünler, son makyaj trendleri, ürünleri,bakım kremleri.. Evet bana sorarsanız eğer ben hepsini merak ediyorum. Takip ediyor muyum? Kesinlikle evet.. sıkı bir takipçiyim diyebilirim :))

İlk sosyal medya serüvenim de böyle başladı aslında. Öncelikle aktif kullanıcı değil, aktif takipçiydim. Bir yıl sadece takip ile geçtikten sonra, artık aktif kullanmaya başlamalıyım diyerek başladım. Ve gün geçtikçe çok hoşuma gitti. En son ürünler.. ne nerede.. nasıl bulabilirim.. herşeyi takip etmeye başladım. Amerika’ dan oje getirtmişliğim bile vardır:)) Türkiye’ de bulamadığım için.

Yoğun iş hayatı yüzünden maalesef alışverişe çıkabilen biri de değilim. Çıksam bile sınırlı zamana bir çok şey sığdırmaya çalışıyorum. Özellikle indirim zamanlarını kesinlikle kaçırıyorum. Bu sebepten sıkı bir internet alışverişi takipçisi oldum diyebilirim kendime. İndirim deki ürünleri takip etmede de iyiyimdir. Aldığım ürünler genellikle üzerime tam olur. Ama ne alacağımı yada nerede ne olduğunu takip ettiğim yer kesinlikle sosyal medyadır. Çoğu kez bazı hesaplara direkt mesaj atıp markası nedir yada nerden aldınız diye sorduğum zamanlar çoktur. Bende merak ediyorum, kim ne giymiş nereden almış diye.. Benim kıyafet paylaşma serüvenim aslında benden değil hastanenin kurumsal iletişimde çalışan sevgili Sema’ dan çıktı. İlk başta yok yapamam dedim ama hocam paylaşalım diye ısrar edince başladık. Zamanla güzel tepkiler çok hoşuma gitti. Arada görgüsüz, kendini beğenmiş gibi olumsuz tepkiler de canımı sıktı, moralimi bozdu ve şevkimi kırdı. Zamanla aldırmamayı , beğenmeyen bakmasın takip etmesin demeyi de öğrendim. Çünkü bende takip ediyordum.

Alışverişin ruhumu iyi geldiğini, bu tür hesapları ve adresleri takip etmenin beni rahatlattığını ve bana terapi gibi geldiğini kabul ediyorum. Çok mutsuz anımda kendime küçücük bir şey almak bile beni gülümsetebiliyor. Kendi kendime terapi metodumu buldum aslında. Her zaman almak değil sadece bakmak bile bana iyi geliyor. Alışveriş çılgınlığımı artık frenlediğimi de söyleyebilirim. 10 yıl önce ayakkabı yada çanta olsun da nasıl olursa olsun yerine artık az ve öz olsun mantığındayım. 10 tane olacağına bir tane kaliteli ve uzun ömürlü olsun diyebiliyorum. Kıyafete çok para vermemek taraftarıyım. Yeri gelir pazardan da alabilirim tabii vaktim olursa..

Kozmetik ise çok önemli ve dikkat isteyen bir konu. Cildimiz kıymetlidir. Özel ilgi ve bakım ister. Kullandığımız ürünlere çok dikkat etmek gerekir. Bu konuda iyi ürünler kullanılması gerektiğini düşünüyorum. Benim için öncelik ise temizliktir. Temiz ve aydınlık bir cilt kadar dikkat çeken başka birşey yok bence. Annemin bana en büyük mirası genç yaşta cildimi temizleme ve nemlendirmenin ne kadar önemli olduğu bilincidir. Makyaj yapmaya çok geç başladım. Halen de çok iyi yaptığım söylenemez. Fondöten yılda toplasanız 10 kere kullanmam, ağır makyaj yapamam. Ama peeling, maske yapmayı ihmal etmemeye çalışırım. Ürünleri takip ederim, yeniliklere açığım ama hayatımda hiç cilt bakımı yaptırmadım. Siz tembellik ben zamansızlık diyeyim.. Çok da gerekli açıkcası halen bilmiyorum.. Tek bildiğim ise çok güvenilir kişilere yaptırmak gerektiğidir. Unutmayalım ki başkasına iyi gelen bir uygulama size gelmeyebilir. Bakım ile ilgili takip ettiklerim mutlaka bu işin uzmanı kişilerdir. Bu tür ürünleri bence sadece onlar önerebilir. Bu kişiler kesinlikle doktorlardır bence..

2018 de peki… Ben takip etmeye devam edeceğim.. kıyafet paylaşmayı mümkün olduğunca yapacağım…. İndirimleri yakalamaya çalışacağım.. Ve en önemlisi olumsuz yorumlara ve eleştirileri çok fazla kafama takmayacağım…🙋🏼😉

Sevgiler….🙋🏼

OKUL MU BAKICI MI??

Merhaba,

Blog açıp da neden devamlılık gelmedi derseniz?? Yanıt basit.. yoğunluk.. Uzun zamandır yazmak istediğim bir yazıydı bu.. Okul mu bakıcı mı.. Dün pedagog bir arkadaşımla konuştum. Söylediği şey biraz ilginç ve düşündürücü geldi bana… Dedi ki senin gönderdiğin bütün anneler kaygısı yüksek.. Galiba günümüzde böyle.. Çalışan anne olmak, tek çocuk olması, büyükanne yada bakıcı ile büyüyor olması.. Ve malesef bol televizyon izliyor olmaları.. Bizim arkadaşım ile ortak vardığımız sonuç ise.. çocukların erken dönemde okula gönderilmesi gerekliliği oldu.. Size bu bağlamda benim ne yaşadığımı anlatmak istiyorum…

Mert doğduğunda asistandım ve annem hayatta değildi. Mert 15 günlük iken yardımcımız başladı ve 8 ay beraberdik ben işe başlayana kadar. Erken dönem bakıcının en önemli artısı sizin ona istediğiniz herşeyi gösteriyor olmanız. Tabii sizi bırakmaz ise..(bu da ayrı bir yazı konusu) Mert 18 aya kadar herşey düzgün giderken bakıcımız ben ayrılacağım kızımın çocuğu olacak ve ben ona bakacağım dedi. Ne kadar üzüldüğümü anlatamam. Ben nasıl kadın bulacaktım. Çalışma saatlerim korkunç.. giriş çıkış saatlerim düzensiz.. nöbet tutuyorum.. Kendimi çok çaresiz hissettim. Pek çok kişi ile görüştük o dönemde.. En son Fatma Hanım ile devam etmeye karar verdik. İtiraf ediyorum.. ilk başta kendisini istemedim.. yan apartman görevlimizin eşi idi.. daha önce hiçbir tecrübesi yoktu.. ama çaresizlikten başladık.. ama iyi ki başlamışız.. siz siz olun ön yargılı hiç olmayın. 1 yıl çok iyi bir şekilde geçirdik benim mecburi hizmet dönemime kadar..

Zor günler başlıyordu. Eş durumu yok.. eşim gelemiyor.. şansıma güzel bir yer çıktı..Trabzon.. Ama nasıl olacaktı? Fatma Hanım biz birini bulana kadar benimle Trabzon’a gelmeyi teklif etti iki çocuğuna bırakarak. Ve bizim Trabzon maceramız başladı. Hiç gitmediğim bir yer.. yeni ev.. yeni eşyalar.. yeni hastane.. yeni düzen.. eşim sürekli gelemiyor.. Biz o dönem 5 tane bakıcı değiştirdi. Hepsinin hikayesi birbirinden farklı idi. Eve geldiğimde kocası ile kahve içen.. Mert’i dışarı bırakan ama kendisi evde olan..

Ne yapmalıydım? Fatma bana Mert İstanbul’ da klasın ben bakarım, siz haftasonları gelirsiniz dedi. Ama 2 yaşındaki bir çocuğu anneden en az 500 gün yalnız bırakmak bana hiç doğru gelmedi.. Ve en son kreşe verme kararı aldık. Hangi kreş olacaktı bu. Mert’in altı bağlı, tuvalet eğitimi yok. Konuşamıyor 1-2 kelime var ama cümle yok. ( o dönemde ilk bakıcımızın Mert’ el hiç konuşmadığını, bol bol televizyon izlettiğini ve hiç sokağa çıkarmadığını sonradan fark ettik) Hastanedeki doktor arkadaşların gönderdiği kreşe baktık. Eşim istemedi, apartman katı, bahçesi olmayan, uyku alanlarının ve oyun yerlerinin çok kısıtlı olduğu yeri beğenmedik. Çok yer gezdik, şansımıza Trabzon kreş yönünden alternatifleri çok fazla olan bir şehirdi.

Ve sonunda bulduk.. yeni açılan.. kocaman bahçesi olan kreş bulduk… Altı bezli.. kendini tam ifade edemeyen Mert 26-28 aylık iken okula başladı.. ilk gün ben mi okula götürdüm? Hayır :(( İlçe hastanedeyim, tek doktorum, izin almam mümkün değil.. Mert’i servise bindirdim ve ikimizde ağlayarak ayrıldık. 3-5 gün malesef böyle sürdü. Akşam beni serviste gelmemi beklediği günler çok fazladır.. şansıma çok iyi bir servis şöförümüz ve Yardımcısı annesi vardı. Haklarını ödeyemem.

Veee okul mu bakıcı mı?? Sosyalleşmesi.. kaliteli zaman geçirmesi.. dil gelişimi için.. Bence okul✌🏻🙋🏼 Hele ki tek çocuk ise.. içine kapanık ise.. anne çalışıyor ise.. erken dönemde okula göndermek gerekli.. çok pahalı olması, yabancı dil eğitimi vermesi önemli mi? Bence hayır,

✔️eve yakın olması✔️bahçeli olması✔️yemeklerin güvenilir ve temiz ortamda yapılması✔️okulun yemek kokması ✔️veeee en önemlisi çoçuğunuzun severek ve isteyerek okula gidiyor olmasııı…. Bence önceliğiniz olmalı…👍🏻👍🏻👍🏻sevgilerrrr❤️❤️❤️❤️

OBEZİTE… BÜYÜYEN TEHLİKE Mİ??

Çocuğum çok zayıf.. Çevremde herkes kilosu az diyor.. Şöyle ele avuca gelse biraz olmaz mı? diyen o kadar çok anne var ki.. Peki gerçekten böyle mi olmalı? Ne kadar sağlıklı? Günümüzde çocuğun kilosu olmasından daha önemli olan aslında sağlıklı olması. Çocukluk çağı obezitesi çocuklar ve ergenleri ilgilendiren önemli bir sağlık sorunu durumuna geldi. Kilolu ve şişman çocukların sayısı arttıkça, hem beden hem de ruhsal sağlığı bozulan bir nesil yetişmekte olacaktır. 2010 yılında yapılan bir araştırmada 5 yaş altı kilolu çocuk sayısı 45 milyon bunun da 35 milyonu gelişmiş ülkelerde idi. Büyük şehirde yaşamak, sedanter bir hayat, yeme alışkanlıkları herşey obeziteyi tetikliyebilir. Kilo artışı ile çocukların fiziksel aktiviteleri azalıyor, arkadaş ve çevre ile ilişkileri zayıflıyor ve okul başarısı düşebiliyor. Çocukluk çağı obezitesi güven kaybı ve depresyon gibi psikolojik sorunlara da yol açabiliyor. Obeziteyi önlemede, azaltmada izlenebilecek en iyi strateji diyeti geliştirmek ve aileye egzersiz alışkanlığı kazandırmak. Çocukluk çağı obezitesini önlemek ve tedavi etmek çocuğun şimdi ve gelecekteki sağlığını korumada yardımcı olacaktır. * OBEZİTE İLE GELEN TEHLİKELER NELER? Çocukluk çağı obezitesi ile gelen sorunlar hem fiziksel, sosyal ve duygu durumunu da etkilemektedir. Bunlardan en önemlileri; – Şeker hastalığı

– Metabolik sendrom

– Yüksek kolesterol ve yüksek tansiyon

– Astım ve diğer solunum problemleri

– Uyku bozuklukları

– Erken ergenlik ve mensturasyon

– Öğrenme ve davranışsal bozukluklar

– Depresyon, güven kaybı

* NELER YAPILABİLİR?

-✔️Daha iyi ve kaliteli, öğünlerin atlanmadığı, taze, mevsime uygun meyva ve sebze tüketimi ile başlanabilir.

-✔️Düzenli 3 öğün yemek tüketilmesi önemlidir. Geç kahvaltı önerilmemektedir. Öğün aralarında şekerleme, bisküvi, pasta yerine meyva, ayran, taze sıkılmış meyva suyu tercih edilmelidir.

✔️Diyet yaptırmayın. Çocuğun beslenmesinde yapacağınız küçük değişiklikler çocuğunuzun sağlığında büyük değişimlere yol açabilir.

✔️ Dışarıda yemek yemeyi azaltın. Hamburger, pizza gibi hazır gıdalardan uzak tutmuş olursunuz.

✔️ Sofraya hep beraber oturun. Böylece televizyon karşısında veya bilgisayar ekranı önünde yemeyi önlemiş olursunuz. Bu da neyi ne kadar yediği konusunda farkındalık yaratır.

-✔️Hazır, dondurulmuş gıdalar hem ulaşılması kolay ve hem de hazırlaması kolay olduğu için tercih sebebi olmaktadır. Ama yüksek oranda yağ ve tuz içermektedir. Tercih etmeyiniz ve her zaman taze gıdalar tercihiniz olsun.

-✔️Yemek porsiyonlarını küçültün, tabağını bitirmesi konusunda ısrarcı olmayın.

✔️ Egzersiz yerine aktivite konusunda onu cesaretlendirin. Ağır egzersiz yerine saklambaç, ip atlama, parkta zaman geçirmesini sağlayın.

✔️Hiçbir zayıflama ilacını bitkisel olsa bile kullanmayın.

✔️Yemek yemeyi ceza ve ödül olarak kullanmayın.

Anne sütü çok önemli diyoruz…Annelerin en sık sordukları sorular nelerdir?

Her annenin isteğidir bebeğini emzirmek.. Anne sütü vermek.. En çok istediğimiz bu değil midir? Hekimliğimin her safhasında çok önemli oldu anne sütü benim için de.. Peki anneler en çok neyi merak ediyor? Bana doğumdan itibaren sorulan ve merak edilen konular neler? En çok hangi soruları yanıtlıyorum? Bunlardan ilk aklıma gelen 10 soruyu sizin için topladım ve cevapladım.📝👶🏼

  1. Ne kadar sıklıkla emzirmeliyim?

Anne sütü için belli saat aralıkları yoktur. İlk aylar bebek ne zaman isterse emzirin. Her bebek için süre farklıdır. İhtiyaca göre değişir.

2.Bebeğimin gazını her emzirmede çıkarmalı mıyım?Anne sütü alan bebeğin her emzirme sonrası gazını çıkarmaya gerek yoktur. Bebek emzirme sonrası huzursuz ise gazını çıkarabilirsiniz. Eğer formül mama alıyor ise 10-15 dakıka yatırmayın , hazmetmesini beklemek gerek.

3.Sütüm yeterli mi?Anne sütü alan bebeğin ayda en az 500-600 gr alması gereklidir. Evde annenin takip etmesi gereken ise bezinin gunde 5-6 kez dolu bir şekılde ıslatmasıdır. Eğer bunlar var ise bebeğiniz yeterli kılo alıyor demektir.

4.Bebeğim her emzirdiğinde kaka yapıyor. İshal mi oldu? Anne sütü alan bebek kolay kolay ishal olmaz. Evet her emzirme sonrası kaka yapabilir. Anne sütünün hazmı çok kolaydır. Endişe etmeye gerek yoktur. Ne zaman kan görürseniz, o zaman doktora mutlaka danışmak gerekir.

5.Bebeğim kaka yapmıyor. Kabız mı oldu? Anne sütü alan bebek kabız olması zordur. Anne kabız ise bebekte kabız olabilir. Annenin kabızlığını düzeltmek gerekir. Bebek huzurlu, karnı rahat, şiş değil ve kusmaları yok ise 7-8 güne kadar beklenebilir.

6.Bebeğimin gazı var. Rezene çayı verebilir miyim? İlk 6 ay bebek sadece anne sütü almalı. Verdiğimiz her ek gıda karma beslenmeye giriyor. Her türlü içeceği anne içmeli. Özellikle asitli yiyeceklerden uzak durmak gerekir. Hem gaz hemde bebekte pişiğe neden olabilirler.

7.Beslenmem anne sütümü etkiler mi? Evet etkiler. Hızlı kılo vermeyın. Hergün düzenli sebze ve meyva tüketin. Bol su tüketin. Anne ne kadar protein ağırlıklı beslenır ise süt o kadar kaliteli olur. Öğün atlamamalı ve dengeli beslenmelidir. Bitkisel çaylarla ilgili yapılan kontrollü pek çalışma yok. Ama rezene çayının hem sütü arttırdığı hem de anneden bebeğe geçerek gaz sancılarının azalmasına yardımcı olduğunu gösteren bazı çalışmalar var.

8.Sadece beslenmem mi sütümü arttırır? Hayır. Süt yapımını esas etkileyen durum annenin kendine güvenmesi, huzurlu ve yorgun olmamasıdır her fırsat bulduğunda dinlenmesini öneririz. Tabii göğüslerin doğru emzirme tekniği ile boşaltılması da çok önemlidir. Göğüs ne kadar dolu ve gergin ise süt üretimi durur. Emzirmediği yada beebğin boşaltamadığı durumlarda sütü sağarak boşaltmalıyız ki üretim devam etsin.

9.Yediklerim sütün tadını değiştirir mi?Evet değiştirebilir. Eğer bebek sizi emmeyi reddediyorsa yediğiniz birşeyin tadını beğenmemiş olabilir. Örneğin annenin yediği sarımsak süte geçebilir. Yapılan araştırmalar genellikle bebeklerin bu tadı sevdiğini göstermiş.

10.İlk süt nedir? Doğumdan itibaren ilk 7 gün gelen süte kolostrum(ağız sütü) denir. Sarı renkte ve koyu kıvamlıdır. Protein, vitamin ve mineral yönünden çok zengindir. Hastalıklara karşı korunmada etkilidir.

Menenjit aşısı neden önemli?

Aşılar hep tartışma konusudur nedense..Genelde bu tartışmayı doktor olmayan kişiler yapar. “Biz aşılara karşıyız… doğal yollarla geçirsin.. Biz de geçirdik bu hastalıkları.. Ben çok araştırdım ve okudum.. ”

Bunlar benim en çok karşılaştığım cümleler..

Peki bunların ne kadarının doğruluk payı var?

✔️Öncelikle biz hastalıklardan değil, sonrasında oluşabilecek komplikasyonlardan korkarız.

✔️Bilgiyi nerden ve kimden aldığınız çok önemli. Bazı şeyler sadece okumak ile olsaydı ( tabii nerden okuduğunuzda çok önemli) biz doktorlara ihtiyaç kalmazdı.

Gelelim konumuza.. Bugün en popüler aşılardan biri olan menenjit aşısından bahsetmek istiyorum.

Menenjit hastalığı virus ve bakteriler ile oluşabilen bir hastalıktır. Meningokok menenjiti ciddi, hayatı tehdit eden beyin ve omuriliği koruyan zarların enfeksiyonudur.Günümüzde uygulanan etkin aşılama programları ile bakteriyel bazı menenjit türlerinde azalma olmuştur. Bu aşılar karma aşı ve pnömokok aşılarıdır.

Ancak bu aşılar meningokok menenjitine karşı koruma sağlayamamaktadır.

Meningokok menenjiti çok yaygın olmamasına rağmen oldukça hızlı ve sinsi ilerleyen, saatler içinde düzgün ve hızlı bir tedavi uygulanmaz ise ölüme kadar sonuçlanabilen bir hastalıktır.

✔️ABD de 2-18 yaş çocuklarda ciddi ve ölüme yol açan bakteriyel menenjitin en önemli sebeplerinden biridir.

✔️Her yaştaki kişiyi etkileyebilir. Özellikle bebekler ve 5 yaş altı çocuklar daha fazla risk altındadır

✔️Vakaların %10 nunda ölümcül olabilmektedir.

✔️Erken tanı ve uygun antibiyotik tedavisinin hemen uygulanması ile tamamen iyileşme görülmektedir.

✔️İyileşen kişilerin dörtte birinde iyileşme sonrası yan etkiler görülebilmektedir. Bunlar baş ağrısı, işitme kaybı, çift görme ve öğrenme güçlüğüdür.

✔️Hastalığın bulaşması kolay değildir. İnsan vücudu dışında uzun süre canlı kalamaz. Bu sebeple sudan, havuz gibi yerlerden bulaşmaz.

✔️Hasta olan kişi ile aynı ortamda kalma ve yakın temas ile bulaşır. Bu sebeple kreşler, yurtlar, askeri kamplar bulaş için yüksek riskli yerlerdir.

✔️Hastalığın kuluçka süresi 3-5 gün hatta 1 haftayı bulabilmektedir. Bulaş sonrası belirtiler soğuk algınlığı ile başlayıp saatler içinde hızla ilerleyebilmektedir.

✔️ Önemli belirtiler ateş, kusma, ciltte solukluk ve lekeler olabilir.

❗️Tedavisi antibiyotik tedavisi olup, şüphe duyulduğunda hemen başlanması hayat kurtarmaktadır.

✔️Ama esas en önemlisi hastalık daha oluşmadan korunmaktır. Bunun içinde en etkili yol aşılamadır.

✔️Türkiye’ de 2013 yılından beri konjuge meningokok aşısı bulunmakta ve kullanılmaktadır. Bizde yeni olmasına rağmen ABD ( 2005ten beri) dahil birçok ülkede uzun zamandır aşı takviminde olup kullanılmaktadır. Şu anda ✔️Türkiye’ de ulusal aşı takvimine girip girmeyeceği konuşulmaktadır. Halen Türkiye’ de özel aşı olarak isteğe bağlı olarak yapılmaktadır.

✔️Aşının koruyuculuğu %90-100 arasında olup son derece etkili bir koruma sağlamaktadır.

✔️Her 2 aşıda kas içine enjeksiyon şeklinde uygulanmalıdır. Bu aşı diğer aşılar ile aynı zamanda, farklı anatomik bölgelere yapılabilmektedir.

✔️Aşıdan doğabilecek yan etkiler hafiftir. Genelde aşı bölgesinde ağrı, kızarıklık ve hassasiyet şeklinde olup, 1-2 gün içinde iyileşmektedir.

✔️Peki aşı hangi durumlarda yapılmamalıdır; eğer aşının içindeki bir maddeye karşı allerjisi var ise, aşı olacak çocuğa guillain barre hastalığı tanısı konmuş ise ve herhangi bir beyin hastalığı tanısı var ise aşı yapılmamalıdır.

❗️❗️

❗️❗️Aşılama, hastalıkların önlenmesinde ve ölümlerin azaltılmasında en etkili yöntemdir. Bu nedenle bir ülkenin ulusal aşı takvimi çok önemlidir ve koruyucu hekimliğin de temelidir.