Blog

Bebeklerin ne zaman su içmeli? Ne zaman başlanmalı?

1. BEBEKLER NE KADAR SU İÇMELİ?

Yenidoğan döneminden itibaren 6. aya kadar bebeklere su verilmesine gerek yoktur. İlk 6 ay bebeğin bütün su ihtiyacını anne sütü karşılar. Anne sütünün %87 si sudur ve bebeğinizin bütün ihtiyaçlarını karşılar. Anne sütü olmadığı durumlarda formül mama ile beslenen bebeklerde de suya  ihtiyaç yoktur. Doğru miktarda su ile hazırlanan mamalar bebeğin su yani sıvı ihtiyacını karşılar. Suyun sağlayacağı hidrasyona ihtiyaçları yoktur. 

 

2. BEBEKLER HANGİ AYDA SU İÇMEYE BAŞLAMALI?

Bebekler 6. Ayda ek gıdaya başlarlar ve bu dönemde  su verilmeye başlanmalıdır. Ama bu dönemde yine su ana besin kaynağı olmamalıdır. Bu dönemde verilen su ekstra olmalıdır, esas besleyici olan anne sütü ve yetersizliğinde formül mamanın yerini almamalıdır.

 

3.  6. AYDAN KÜÇÜK BEBEKLER NE KADAR SU İÇMELİDİR?

 Bu dönemde bebeklere su verilmesi önerilmemektedir. Bu dönemde ekstra su verilmesi bebeğinizin midesini doldurup, tokluk hissi yaratıp, gerekli besinleri almalarını zorlaştırmaktadır. Bu dönemde bebeğiniz bütün sıvı ihtiyacını anne sütü ve  formül mamadan almaktadır, yazın hatta çok sıcaklarda bile… 

 

 4.  6. AYDAN BÜYÜK BEBEKLER NE KADAR SU İÇMELİ?

 Bebeğin ihtiyaç duyduğu su miktarı yaşa göre değişir ve yaşla beraber artar. Katı beslenme ile besinlerin miktarı artarak kıvamı da katılaşır ve sıvı ihtiyacı da artar. Bu dönemde verilecek su miktarı bebeğin kılosuna, boyuna , aldığı anne sütü, idrar miktarına  , kabızlığına göre değişir. Ama bu dönemde su öğün öncesi değil mutlaka yemek yerken yada yemek sonrası yudum yudum  verilmelidir. Her öğün sonrası da  teklif edilmelidir, özellikle kabız olan ve kabızlığa yatkın bebeklerde daha da arttırılabilir 

 

 5. BEBEKLERİN ÇOK SU İÇMESİ NORMAL Mİ?

 İlk 6 ay bebeklerin su içmeye ihtiyacı yoktur. Bu dönemde gereğinden fazla su almaları;

  bebeklerin elektrolit tuz dengesini bozarak ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu da  bebeklerin nöbet geçirmesine sebep olabilir. 

 Ayrıca bebeklerin böbrekleri bu dönemde tam gelişmemiş olup fazla su almaları su zehirlenmesine sebep olabilir. Böylece bebeklerin büyüme ve gelişmesi olumsuz etkilenir.
 Hazırlayacağımız mamalara fazladan su ilave etmek mamanın besin değerini ve kalori miktarını azaltacak olup, yine bebeğin elektrolit tuz dengesini bozabilmektedir.

 6. Aydan itibaren ise su zehirlenmesini düşünmeden bebekler su tüketebilirler. 

 

 6. BEBEKLERE SU BİBERONLA  MI VERİLMELİ? 

Ek gıdaya başlandığında biberon ile bebeklere su vermek, ağız ve diş sağlığını olumsuz etkiler ve sağlıksız beslenmeye yol açar. Bu dönemde suyu bardak veya suluk ile verilmesi önemlidir. Tam tutma ve kavrama becerisi gelişmediği için bu dönemde sizin yardımınıza ihtiyaç duyacaktır. Kullandığınız bardak yada suluğun saplı, renkli ve üzerinde figürler olanları tercih edebilirsiniz. Belli aralıklarla su teklif edilmeli ama ısrar edilmemelidir. 

 

7. MAMA İLE BESLENEN BEBEĞE SU VERİLİR Mİ?

Mama ile beslenen bebeklerin ilk 6 ay suya ihtiyacı yoktur. Vereceğiniz fazladan su bebeğin  midesini dolduracak ve onun büyümesi ve gelişmesi için gerekli besinleri almasını engelleyecektir. Mama hazırlarken de su miktarı mutlaka kararında ve üzerinde ölçülere  uygun  hazırlanmalıdır. Bebeğinizin kalori hesabı ve gelişimi o miktarlara göre belirlenmiştir.  Mamayı az tutup, su miktarını arttırır iseniz bebeğin gelişimini olumsuz etkilemiş olup, yine elektrolit, su tuz dengesini bozacaksınız. 

 

 8. BEBEKLER SU İÇMİYOR İSE NE YAPILMALI? 

 -Bebeğiniz her zaman su içmeyi sevmeyebilir, reddedebilir. 

 -Eğer içmek istemiyor ise zorlanmamalıdır. 

 -Belli aralıklarla su içmek teklif edilmelidir.

 -Bebeklere emekleme döneminde, oyun oynadığı yerlere değişik suluklar koyarak su içmeyi hatırlatmalı ve teşvik edilmelidir. 

 -Su içmek istemeyen bebeklere şekerli su  , meyve suları vermek en büyük yanlıştır. Bebeğinize fazla şeker yüklemiş oluyorsunuz, yanlış ,kontrolsüz ve  sağlıksız kilo alımına yol açmış oluyorsunuz. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Reklamlar

22 adımda çocuğunuzu OBEZİTE’den koruyabilirsiniz..

Allerji mi? Farkındayım… Biliyorum…

Bahar geliyor.. Baharla beraber allerjik hastalıkların görülme sıklıkları da artıyor. Bu dönemde alerjiye neden olan etkenleri bilmek ve önlem almakla allerji gelişimleri önlenebilir hem de çok kısa sürede iyileşmesi sağlanabilir. Çocuklarda en sık görülen alerjiler astım, saman nezlesi, egzama, besin allerjileri, ilaç ve böcek allerjileridir.
1)Peki kimlerde en sık görülür? neye bağlıdır?:

Aile öyküsü en önemli risk faktörlerindendir. Ebeveynlerden biri veya ikisinde allerjik hastalık görülmesi ile riski artmaktadır. Bu da genetik yatkınlığın rol oynadığını göstermektedir.

✔️Gelişmiş ülke veya şehirde yaşamak bir risk olup ve özellikle egzemalarda soğuk iklimli bölgelerde risk artmaktadır.

✔️Bayanlarda erkeklere göre risk fazladır.

✔️Geç yaşta çocuk doğuran annelerin çocuklarında risk fazladır.

✔️Hamilelikte kullanılan sigara allerji riskini arttırdığını gösteren çalışmalar fazladır.

Atopik dermatit çocukluk çağında en sık görülen deri hastalıklarından biridir. Tüm dünyada yaklaşık %10-20 oranında görülmekte ve sıklıkla yaşamın ilk yılındadır. Çoğu ilk 5 yaşından önce dir (%90). Ciltte özellikle yüz, baş,boyun ve eklemlerin dış yüzünde görülen kuruluk, hassasiyet ve kızarıklık ile kendini gösterir. Tekrarlama eğilimindedir. Uzayan durumlarda ciltte kalınlaşma ve kronik enfeksiyonlara yol açabilir. Görülme yerinden bağımsız en sık belirtisi kaşıntı olup, uyku bozukluğu, ciltte kanamalara, huzursuzluğa yol açabilmektedir. Hatta kaşıma ciddi cilt enfeksiyonlara yol açabilir.

2)Beslenmenin ve gıdaların allerji ile ilgisi nedir? Bazı besinler atopik dermatite yol açar mı?

Gıdalar besin alerjilerine yol açar fakat egzemaya yol açmaz. Ama bazı çalışmalar gösteriyor ki besin allerjileri var olan egzemayı daha da ağırlaştırabilir. Egzeması olan çocukların sıklıkla bazı gıdalara da allerjileri olabilmektedir. Bu besinlerden süt, yoğurt,peynir, ceviz, fındık ve kabuklu deniz ürünleri en sık görülenlerdir.

Yapılan bazı çalışmalarda allerjik çocuklarda düşük vitamin D düzeyleri görülmüş. D vitamini bağışıklık sisteminin önemli bir parçasıdır. Özellikle egzemalı hastalarda bağışıklık sistemi ve cilt bariyeri düzgün çalışmamaktadır. Ayrıca düşük vitamin D düzeyi ile daha şiddetli allerji şikayetleri görülmektedir.

3)Tedavi ve önlem nasıl olmaktadır?

Allerjik hastalıkların kesin bir tedavisi yoktur. Ancak alınacak önlemler ve etkeni ortadan kaldırmak ile hastalığı kontrol altına alabiliriz.

1.Etkeni ortadan kaldırmak

Eğer bir alerjiden şüpheleniyorsak tanı koymak için yapılacak cilt testleri ve kan testleri yeterli olmayacaktır. En önemli yaklaşım etkeni ortadan kaldırmaktır. Etken kalkınca şikayetlerde dramatik olarak düzeliyor ise allerji var diyebiliriz. Özellikle besin alerjilerinde emin olmadığınız besini diyetten çıkarmak doğru bir yaklaşım değildir özellikle büyüme çağındaki bir çocukta. Eğer bir inek sütü allerjisinden bahsediyor isek allerjiden emin olduğumuzda besini diyetten uzaklaştırıken mutlaka çocuğun kalsiyum desteğini sağlamalıyız. Bu durumda beslenme yetersizliği oluşmaması için çocuklar mutlaka yakından izlenmelidir.

Bu tür çocuklarda destek vitamin D verilmelidir. Hatta hamile bayanlara D vitamini desteği vermek ile çocukluk çağında bu tür cilt problemleri de engellenebilir. İlk 6 ayda mümkünse sadece anne sütü ile beslemek alerjileri önlemede çok önemlidir. Sadece anne sütü alanlarda almayanlara göre 10 kat daha az görülmektedir.

2. Özellikle egzemalarda Cildi sakinleştirmek, ağrıyı ve kaşıntıyı engellemek ve Cildin kalınlaşmasını engellemek

3. Duygusal stresi azaltmak

4.Enfeksiyonları engellemek. Çok sık ve gereksiz antibiyotik kullanımı da alerjilere neden olabilmektedir.

5. Ebeveynlerin aşırı titiz ve sürekli steril bir ortam oluşturmak yerine kararında mikroplarla karşılaşmaları önerilmektedir.

6. Özellikle yaz aylarında bol sıvı özellikle su tüketimleri arttırılmalıdır. Alerjiye sebep olabilecek hazır gıdalar ve dondurulmuş gıdalar yerine taze sebze ve meyve tüketimini arttırmak.

7. Özellikle egzemalarda cildi bol bol nemlendirmek ve yünlü, sentetik giyeceklerden uzak durmak. Özellikle kullandığımız deterjan, şampuanlar bile bu dönemde çok önemli olmakta parfümsüz ürünler tercih edilmelidir.

8. Çoçuğunuzda uzayan öksürük, burun akıntısı ve hapşırıp var ise enfeksiyon yanında allerji olabileceği de akla gelmeli ve mutlaka doktor görmelidir.

Tedavi planında mutlaka medikal tedavi, allerjik besinin diyetten çıkarılması, cilt bakımı ve hayat biçimi değişikleri olmalıdır. Özellikle diyet, cilt bakımı ve hayat biçim değişiklikleri ile alevlenmelerde önlenebilir.

Yapılan çalışmalar gösteriyor ki erken yaşta ortaya çıkan alerjilerin zamanla azalma gösterdiği hatta tamamen geçebilmektedir. 🙋🏼👩🏼‍⚕️

Kolik mi.. O da nedir?

Uzun bir aradan sonra merhaba!!

Yazacak paylaşacak o kadar çok şey var ki… Ama yoğunluktan yazmaya paylaşmaya zaman kalmıyor. Bu yazıyı yaşadığım bir olaydan sonra yazmaya karar verdim. Hiç kolik yani gaz sancısı ile karşılaşmamış bir anne bulmak inanın çok zordur. Peki bana ne oldu da bunu yazmaya kara verdim.. Bir aile ile yaşadığım bir olaydan sonra oldu.

İdrar Yolu enfeksiyonu olmuş ve tedavisini alan bir bebek düşünün. Ama sürekli olarak ağlıyor, ve beslenmesi sadece anne sütü .. Evet çok güzel kilo alıyor, tedavisini de alıyor. Somut bir problem yok , ateşi yok , hatta çekilen ultrason normal, idrar ve kaka yapması normal. Sadece ağlıyor ve sürekli stresli bir anne baba… Tabii ki benim aklıma tedavisini alan bir bebekte gaz sancısı gelir, ama aileye sebebin bu olduğunu bir türlü anlatamıyorsunuz. Hatta anneye ne yiyorsunuz hastanede diye sorunca, cevap ben hatırlamıyorum siz isterseniz yemekhaneden sorun öğrenin diye cevap alıyorsunuz :(( Ve aileye bu gaz diye ısrar edince yanıt ve tepki hiç hoş olmuyor. Ben bebeğimi bilmez miyim bu gaz değil diyor( ama annenin ilk bebeği)…

Tedavisi bir türlü tam bulunamayan kolik yani gaz sancısı nedir? Aileler için gerçekten çok büyük bir kabus olabilmektedir. Tam olarak ne olduğu bilinmeyen, haftada en az 2-3 gün, günde 3-4 saati bulan ve aşan huzursuzluk ve geçmeyen ağlama nöbetleridir. Doğumdan itibaren genellikle 10-15. Günde başlar ve 4-6 aya kadar devam edebilir. Tedavisi tam olarak yoktur ve verilen gaz ilaçları genellikle destek tedavisidir. Peki sebep nedir??

✔️Öncelikle altta bir neden olmadığından emin olmamız gerekir. Bebeğin kilo almasında bir sıkıntı olmadığından, aç kalmadığından, altta yatan bir enfeksiyon olmadığını bilmemiz gerekir.

✔️sadece anne sütü alan bir bebekte annenin yendiği ve içtiği herşey gaz yapabilir. En çok ise; çikolata, kafein, turunçgiller, şerbetli tatlılar akla gelmelidir.

✔️Devam sütü alıyor ise her devam sütü bebeğinize iyi gelmeyebilir.Bazıları gaz sancısına sebep olabilir, bazen değiştirmek gerekebilir.

✔️Bebeğiniz çok iyi kilo alıyor ama her ağladığında bu bebek aç diye siz beslemeye devam ediyorsunuz.. Mide kapasitesinden fazla beslediyseniz evet hazımsızlık ve gaz sancısı yapabilir. Düşünün siz ağır bir yemek yada fazla yemek yediğiniz zaman nasıl hissediyorsunuz???

✔️ Stresli ve yorgun bir annenin bebeği de yorgun ve huzursuzluk olabilir. Lütfen unutmayın!!! Annelere iyi bakalım ve huzurlu bir ortam oluşturalım.

✔️Ve bazende evet altta hiçbir neden yok ama huzursuz, gazlı ve ağlayan bir bebek olabilir.

Maalesef tanısı ve tedavisi de kolay olmayan bir durum🤔🤔 Tedavi demişken peki… tam tedavisi yok.. destek tedavisi önerilmektedir..

✔️Rezene çayı (tabii ki annenin tükettiği),

✔️gaz ilaçları (tam kurtarıcı olmayabilir yada önce çok iyi gelir sonra etkisi kaybolur)

✔️elektrik süpürgesi, saç kurutma Makinesi gibi sesler, beyaz gürültü (white noise) gibi uygulamalar

✔️annenin diyeti

✔️bebek masajları ve kimyonlu, acı elma yağı gibi krem yada yağlar

✔️probiyotikler

✔️bazen parasetamol ağrı kesici (AMA HİÇBİR ZAMAN MUSKAT DEĞİL)

Bu dönem çoğu ebeveynin yaşadığı bir süreç.. bu dönemde altta organik bir neden olmadığından emin olduktan sonra çocuk doktorunuz ile güçlü bir iletişim ve ona güvenmeniz ve bu durumun geçici bir dönem olduğunu bilmeniz en önemli unsur…

Lütfen bunu unutmayalımm🤗🤗 sevgilerrrr…..

Biraz da hayata dair…

Merhaba.. 2018 in bu ilk gününde yeni bir yazı ile beraberiz.. Ne yazsam diye çok düşündüm.. Size de sosyal medya aracılığı ile sordum. İnanın çok güzel konular ve fikirler geldi. Hepsini tek tek not aldım ve hepsini yazmaya çalışacağım. Bu ilk 2018 yazısının ise biraz hayata dair olmasını istedim. Sosyal medyanın hayatımızdaki yeri, moda ve biraz da makyaj olsun istedim.

İlk sorum size.. Kim sevmez alışverişi, yeni çıkan ürünler, son makyaj trendleri, ürünleri,bakım kremleri.. Evet bana sorarsanız eğer ben hepsini merak ediyorum. Takip ediyor muyum? Kesinlikle evet.. sıkı bir takipçiyim diyebilirim :))

İlk sosyal medya serüvenim de böyle başladı aslında. Öncelikle aktif kullanıcı değil, aktif takipçiydim. Bir yıl sadece takip ile geçtikten sonra, artık aktif kullanmaya başlamalıyım diyerek başladım. Ve gün geçtikçe çok hoşuma gitti. En son ürünler.. ne nerede.. nasıl bulabilirim.. herşeyi takip etmeye başladım. Amerika’ dan oje getirtmişliğim bile vardır:)) Türkiye’ de bulamadığım için.

Yoğun iş hayatı yüzünden maalesef alışverişe çıkabilen biri de değilim. Çıksam bile sınırlı zamana bir çok şey sığdırmaya çalışıyorum. Özellikle indirim zamanlarını kesinlikle kaçırıyorum. Bu sebepten sıkı bir internet alışverişi takipçisi oldum diyebilirim kendime. İndirim deki ürünleri takip etmede de iyiyimdir. Aldığım ürünler genellikle üzerime tam olur. Ama ne alacağımı yada nerede ne olduğunu takip ettiğim yer kesinlikle sosyal medyadır. Çoğu kez bazı hesaplara direkt mesaj atıp markası nedir yada nerden aldınız diye sorduğum zamanlar çoktur. Bende merak ediyorum, kim ne giymiş nereden almış diye.. Benim kıyafet paylaşma serüvenim aslında benden değil hastanenin kurumsal iletişimde çalışan sevgili Sema’ dan çıktı. İlk başta yok yapamam dedim ama hocam paylaşalım diye ısrar edince başladık. Zamanla güzel tepkiler çok hoşuma gitti. Arada görgüsüz, kendini beğenmiş gibi olumsuz tepkiler de canımı sıktı, moralimi bozdu ve şevkimi kırdı. Zamanla aldırmamayı , beğenmeyen bakmasın takip etmesin demeyi de öğrendim. Çünkü bende takip ediyordum.

Alışverişin ruhumu iyi geldiğini, bu tür hesapları ve adresleri takip etmenin beni rahatlattığını ve bana terapi gibi geldiğini kabul ediyorum. Çok mutsuz anımda kendime küçücük bir şey almak bile beni gülümsetebiliyor. Kendi kendime terapi metodumu buldum aslında. Her zaman almak değil sadece bakmak bile bana iyi geliyor. Alışveriş çılgınlığımı artık frenlediğimi de söyleyebilirim. 10 yıl önce ayakkabı yada çanta olsun da nasıl olursa olsun yerine artık az ve öz olsun mantığındayım. 10 tane olacağına bir tane kaliteli ve uzun ömürlü olsun diyebiliyorum. Kıyafete çok para vermemek taraftarıyım. Yeri gelir pazardan da alabilirim tabii vaktim olursa..

Kozmetik ise çok önemli ve dikkat isteyen bir konu. Cildimiz kıymetlidir. Özel ilgi ve bakım ister. Kullandığımız ürünlere çok dikkat etmek gerekir. Bu konuda iyi ürünler kullanılması gerektiğini düşünüyorum. Benim için öncelik ise temizliktir. Temiz ve aydınlık bir cilt kadar dikkat çeken başka birşey yok bence. Annemin bana en büyük mirası genç yaşta cildimi temizleme ve nemlendirmenin ne kadar önemli olduğu bilincidir. Makyaj yapmaya çok geç başladım. Halen de çok iyi yaptığım söylenemez. Fondöten yılda toplasanız 10 kere kullanmam, ağır makyaj yapamam. Ama peeling, maske yapmayı ihmal etmemeye çalışırım. Ürünleri takip ederim, yeniliklere açığım ama hayatımda hiç cilt bakımı yaptırmadım. Siz tembellik ben zamansızlık diyeyim.. Çok da gerekli açıkcası halen bilmiyorum.. Tek bildiğim ise çok güvenilir kişilere yaptırmak gerektiğidir. Unutmayalım ki başkasına iyi gelen bir uygulama size gelmeyebilir. Bakım ile ilgili takip ettiklerim mutlaka bu işin uzmanı kişilerdir. Bu tür ürünleri bence sadece onlar önerebilir. Bu kişiler kesinlikle doktorlardır bence..

2018 de peki… Ben takip etmeye devam edeceğim.. kıyafet paylaşmayı mümkün olduğunca yapacağım…. İndirimleri yakalamaya çalışacağım.. Ve en önemlisi olumsuz yorumlara ve eleştirileri çok fazla kafama takmayacağım…🙋🏼😉

Sevgiler….🙋🏼

OKUL MU BAKICI MI??

Merhaba,

Blog açıp da neden devamlılık gelmedi derseniz?? Yanıt basit.. yoğunluk.. Uzun zamandır yazmak istediğim bir yazıydı bu.. Okul mu bakıcı mı.. Dün pedagog bir arkadaşımla konuştum. Söylediği şey biraz ilginç ve düşündürücü geldi bana… Dedi ki senin gönderdiğin bütün anneler kaygısı yüksek.. Galiba günümüzde böyle.. Çalışan anne olmak, tek çocuk olması, büyükanne yada bakıcı ile büyüyor olması.. Ve malesef bol televizyon izliyor olmaları.. Bizim arkadaşım ile ortak vardığımız sonuç ise.. çocukların erken dönemde okula gönderilmesi gerekliliği oldu.. Size bu bağlamda benim ne yaşadığımı anlatmak istiyorum…

Mert doğduğunda asistandım ve annem hayatta değildi. Mert 15 günlük iken yardımcımız başladı ve 8 ay beraberdik ben işe başlayana kadar. Erken dönem bakıcının en önemli artısı sizin ona istediğiniz herşeyi gösteriyor olmanız. Tabii sizi bırakmaz ise..(bu da ayrı bir yazı konusu) Mert 18 aya kadar herşey düzgün giderken bakıcımız ben ayrılacağım kızımın çocuğu olacak ve ben ona bakacağım dedi. Ne kadar üzüldüğümü anlatamam. Ben nasıl kadın bulacaktım. Çalışma saatlerim korkunç.. giriş çıkış saatlerim düzensiz.. nöbet tutuyorum.. Kendimi çok çaresiz hissettim. Pek çok kişi ile görüştük o dönemde.. En son Fatma Hanım ile devam etmeye karar verdik. İtiraf ediyorum.. ilk başta kendisini istemedim.. yan apartman görevlimizin eşi idi.. daha önce hiçbir tecrübesi yoktu.. ama çaresizlikten başladık.. ama iyi ki başlamışız.. siz siz olun ön yargılı hiç olmayın. 1 yıl çok iyi bir şekilde geçirdik benim mecburi hizmet dönemime kadar..

Zor günler başlıyordu. Eş durumu yok.. eşim gelemiyor.. şansıma güzel bir yer çıktı..Trabzon.. Ama nasıl olacaktı? Fatma Hanım biz birini bulana kadar benimle Trabzon’a gelmeyi teklif etti iki çocuğuna bırakarak. Ve bizim Trabzon maceramız başladı. Hiç gitmediğim bir yer.. yeni ev.. yeni eşyalar.. yeni hastane.. yeni düzen.. eşim sürekli gelemiyor.. Biz o dönem 5 tane bakıcı değiştirdi. Hepsinin hikayesi birbirinden farklı idi. Eve geldiğimde kocası ile kahve içen.. Mert’i dışarı bırakan ama kendisi evde olan..

Ne yapmalıydım? Fatma bana Mert İstanbul’ da klasın ben bakarım, siz haftasonları gelirsiniz dedi. Ama 2 yaşındaki bir çocuğu anneden en az 500 gün yalnız bırakmak bana hiç doğru gelmedi.. Ve en son kreşe verme kararı aldık. Hangi kreş olacaktı bu. Mert’in altı bağlı, tuvalet eğitimi yok. Konuşamıyor 1-2 kelime var ama cümle yok. ( o dönemde ilk bakıcımızın Mert’ el hiç konuşmadığını, bol bol televizyon izlettiğini ve hiç sokağa çıkarmadığını sonradan fark ettik) Hastanedeki doktor arkadaşların gönderdiği kreşe baktık. Eşim istemedi, apartman katı, bahçesi olmayan, uyku alanlarının ve oyun yerlerinin çok kısıtlı olduğu yeri beğenmedik. Çok yer gezdik, şansımıza Trabzon kreş yönünden alternatifleri çok fazla olan bir şehirdi.

Ve sonunda bulduk.. yeni açılan.. kocaman bahçesi olan kreş bulduk… Altı bezli.. kendini tam ifade edemeyen Mert 26-28 aylık iken okula başladı.. ilk gün ben mi okula götürdüm? Hayır :(( İlçe hastanedeyim, tek doktorum, izin almam mümkün değil.. Mert’i servise bindirdim ve ikimizde ağlayarak ayrıldık. 3-5 gün malesef böyle sürdü. Akşam beni serviste gelmemi beklediği günler çok fazladır.. şansıma çok iyi bir servis şöförümüz ve Yardımcısı annesi vardı. Haklarını ödeyemem.

Veee okul mu bakıcı mı?? Sosyalleşmesi.. kaliteli zaman geçirmesi.. dil gelişimi için.. Bence okul✌🏻🙋🏼 Hele ki tek çocuk ise.. içine kapanık ise.. anne çalışıyor ise.. erken dönemde okula göndermek gerekli.. çok pahalı olması, yabancı dil eğitimi vermesi önemli mi? Bence hayır,

✔️eve yakın olması✔️bahçeli olması✔️yemeklerin güvenilir ve temiz ortamda yapılması✔️okulun yemek kokması ✔️veeee en önemlisi çoçuğunuzun severek ve isteyerek okula gidiyor olmasııı…. Bence önceliğiniz olmalı…👍🏻👍🏻👍🏻sevgilerrrr❤️❤️❤️❤️

OBEZİTE… BÜYÜYEN TEHLİKE Mİ??

Çocuğum çok zayıf.. Çevremde herkes kilosu az diyor.. Şöyle ele avuca gelse biraz olmaz mı? diyen o kadar çok anne var ki.. Peki gerçekten böyle mi olmalı? Ne kadar sağlıklı? Günümüzde çocuğun kilosu olmasından daha önemli olan aslında sağlıklı olması. Çocukluk çağı obezitesi çocuklar ve ergenleri ilgilendiren önemli bir sağlık sorunu durumuna geldi. Kilolu ve şişman çocukların sayısı arttıkça, hem beden hem de ruhsal sağlığı bozulan bir nesil yetişmekte olacaktır. 2010 yılında yapılan bir araştırmada 5 yaş altı kilolu çocuk sayısı 45 milyon bunun da 35 milyonu gelişmiş ülkelerde idi. Büyük şehirde yaşamak, sedanter bir hayat, yeme alışkanlıkları herşey obeziteyi tetikliyebilir. Kilo artışı ile çocukların fiziksel aktiviteleri azalıyor, arkadaş ve çevre ile ilişkileri zayıflıyor ve okul başarısı düşebiliyor. Çocukluk çağı obezitesi güven kaybı ve depresyon gibi psikolojik sorunlara da yol açabiliyor. Obeziteyi önlemede, azaltmada izlenebilecek en iyi strateji diyeti geliştirmek ve aileye egzersiz alışkanlığı kazandırmak. Çocukluk çağı obezitesini önlemek ve tedavi etmek çocuğun şimdi ve gelecekteki sağlığını korumada yardımcı olacaktır. * OBEZİTE İLE GELEN TEHLİKELER NELER? Çocukluk çağı obezitesi ile gelen sorunlar hem fiziksel, sosyal ve duygu durumunu da etkilemektedir. Bunlardan en önemlileri; – Şeker hastalığı

– Metabolik sendrom

– Yüksek kolesterol ve yüksek tansiyon

– Astım ve diğer solunum problemleri

– Uyku bozuklukları

– Erken ergenlik ve mensturasyon

– Öğrenme ve davranışsal bozukluklar

– Depresyon, güven kaybı

* NELER YAPILABİLİR?

-✔️Daha iyi ve kaliteli, öğünlerin atlanmadığı, taze, mevsime uygun meyva ve sebze tüketimi ile başlanabilir.

-✔️Düzenli 3 öğün yemek tüketilmesi önemlidir. Geç kahvaltı önerilmemektedir. Öğün aralarında şekerleme, bisküvi, pasta yerine meyva, ayran, taze sıkılmış meyva suyu tercih edilmelidir.

✔️Diyet yaptırmayın. Çocuğun beslenmesinde yapacağınız küçük değişiklikler çocuğunuzun sağlığında büyük değişimlere yol açabilir.

✔️ Dışarıda yemek yemeyi azaltın. Hamburger, pizza gibi hazır gıdalardan uzak tutmuş olursunuz.

✔️ Sofraya hep beraber oturun. Böylece televizyon karşısında veya bilgisayar ekranı önünde yemeyi önlemiş olursunuz. Bu da neyi ne kadar yediği konusunda farkındalık yaratır.

-✔️Hazır, dondurulmuş gıdalar hem ulaşılması kolay ve hem de hazırlaması kolay olduğu için tercih sebebi olmaktadır. Ama yüksek oranda yağ ve tuz içermektedir. Tercih etmeyiniz ve her zaman taze gıdalar tercihiniz olsun.

-✔️Yemek porsiyonlarını küçültün, tabağını bitirmesi konusunda ısrarcı olmayın.

✔️ Egzersiz yerine aktivite konusunda onu cesaretlendirin. Ağır egzersiz yerine saklambaç, ip atlama, parkta zaman geçirmesini sağlayın.

✔️Hiçbir zayıflama ilacını bitkisel olsa bile kullanmayın.

✔️Yemek yemeyi ceza ve ödül olarak kullanmayın.